Cadılar, Büyücüler ve Konuşan Alevler: Yürüyen Şato

Cadılar, Büyücüler ve Konuşan Alevler: Yürüyen Şato

Yürüyen Şato, hem kitapta hem de animasyon film uyarlamasında okuyucuya/izleyiciye bambaşka tecrübeler yaşatan bir eser. Bu yazıda Howl ve Sophie karakterleri üzerinden kitapla film arasındaki farkları inceleyeceğiz.

Kitabın Tanıtımı


 Hikaye zalim çöl cadısı tarafından yaşlı bir kadına dönüştürülen on dokuz yaşındaki Sophie etrafında dönüyor. Üzerindeki büyüyü kaldırmak isteyen genç kız bulunduğu yerden ayrılarak taşındığı Yürüyen Şato’da türlü maceralara atılıyor. Sihirli sözleşmeler, Howl’un aşk oyunları, ateş cininin kurnazlıkları arasında, Sophie yıllardır sırtını döndüğü iç sesine ilk defa kulak veriyor. Her türlü tehlikeden ödü kopan büyücü ise uzun süredir kaçtığı korkularıyla yüzleşmek zorunda kalıyor.


Sophie


 Kitapta Sophie, masallardaki büyük kardeşlerin bastırılmış sesi gibi. Zaten masalsı bir dünyada yaşayan karakterimiz ailedeki en büyük kız olduğundan işlerinin daima ters gideceğine kendisini inandırmış durumda. Doğuştan lanetlendiği ve talihin yüzüne asla gülmeyeceği fikrine o kadar kapılmış ki yaşlı kadına dönüştüğünü fark edince şöyle bir tepkiyle karşılaşıyoruz:


“Meraklanma ihtiyarcık,” dedi Sophie aynadaki yüze. “Gayet sağlıklı görünüyorsun. Üstelik gerçekte de böyle bir şeye benziyordun zaten.” 


 Fakat ironik bir şekilde, kendisini körü körüne inandırdığı kalıplaşmış düşüncelerin ihtiyar kadın görüntüsünde dışarı çıkması genç kızın iç sesinin özgür kalmasını sağlıyor ve Sophie uzun süredir hapsolduğu şapkacı dükkanından ilk defa kısmetini aramak için ayrılıyor.


 Başta belirttiğim gibi, pek çok Türk masalındaki büyük ve ortanca sultanlar, aynı zamanda Cinderella’nın üvey kardeşleri Sophie’nin hikayesinden kendileri için önemli dersler çıkarabilirler.


Howl


 Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki animasyon filmde Howl kitapta olduğundan çok daha karizmatik ve gizemli bir karakter şeklinde karşımızda beliriyor. Daha büyücünün hikayeye ilk dahil olduğu kısımda farkı görüyoruz. Sinema versiyonunda bir anda ortaya çıkan yakışıklı adam kızı sarkıntılık edenlerin elinden kurtarır ve büyüyle havada yürüterek pasta dükkanına götürür. Howl’un ekrana yansıyan güzelliğinden ve sahnenin romantikliğinden dolayı göz kamaştırıcı bir tablo karşımıza çıkar.


 Kitapta ise Sophie, Bahar Bayramı’nda kendisine içecek ısmarlamak için yaklaşan şık giyimli büyücüden ürkerek “minik bir fare” gibi saklanacak yer arar.


 Howl’un korkak, kaypak karakterini ise iki versiyonda da görüyoruz. Yalnızca, filmde gizemli ve çekici bir kişiliğin içinde, kitapta ise mizahi ve açık bir üslupla verilmiş.


Howl-Sophie İlişkisi


 Kitapta Sophie sorumluluklarından dolayı özgürlüğünü, iç sesini bastıran bir genç kız. Howl ise uzun süredir kaçtığı korkularını ve kişiliğini gösterişli dış görünüşünün altına gizlemiş bir büyücü.


 İkisi arasındaki zıtlıklar eğlenceli atışmalara, huysuzluklara, öfke patlamalarına, küçük intikamlara sebep oluyor. Fakat aynı zamanda birbirlerinin eksiklerini tamamlıyorlar. Hayatını sorumluluklarının ağırlığı altında geçirmiş Sophie sadece korktuğu için cadıyla yüzleşmekten kaçan Howl’a çok kızıyor. Büyücü ise görev aşkıyla sürekli kendi işlerine engel olan temizlikçiyle alay ediyor.


  Bu şekilde, iki karakterin farklı içsel çatışmalarıyla birlikte yüzleşerek kendilerini buldukları, adım adım, keyifle ilerleyen bir romantizm hikayesine şahit oluyoruz.


 Özellikle Sophie’nin yedi fersahlık çizmelerle Howl’un peşinden Yukarı Kıvrım’a gitmesi ve sonrasında büyücünün kendisine “Buruniye Hanım” diye hitap etmesi ikili arasındaki çatışmanın mizahi üslupla aktarılmasına güzel bir örnekti.


Kitap ve Film


 Animasyon filmde daha dramatik ve ciddi bir atmosfer var, Howl’un katıldığı savaş sahnelerine şahit oluyoruz. Kitapta ise olaylar mizahi ve masalsı bir tonda işleniyor, savaşın sadece ismi geçiyor.


 İkisi arasındaki fark, Howl’un saçının rengi istediği gibi olmayınca Sophie’ye olan kızgınlığından sümük ürettiği sahnede en çarpıcı şekilde karşımıza çıkıyor.
 Filmde, ihtiyar bir kadın görünümündeki Sophie sadece saç rengi koyulaştığı için feryatlar koparan büyücüye “Ben hiç güzel olmadım,” diye haykırarak isyan ediyor ve dışarıda, yağmurun altında ağlıyor.


 Kitapta ise Sophie sırf kendisinden intikam almak için yeni temizlediği evi sümükle dolduran Howl’a ateş püskürüyor. Karakterimiz kontrolden çıkmış büyücüye öfkesini kusarken dilini tutmaya çalışmıyor:


“Calcifer tehlikede olmasa, bütün gün denizanası gibi ağlayıp durması umurumda bile olmazdı!”


Sonuç Olarak


 Hem kitapta hem de animasyonda farklı zayıflıklarıyla el ele vererek yüzleşen, çatışmalarla da olsa birbirini tamamlamayı başaran çiftin hikayesine şahit oluyoruz ve öyküleri bize gerçek hayatta da aşina olduğumuz “mükemmellikten uzak mutluluk” hissini çağrıştırıyor.

Leave a Reply