Yağmurlar ve Patiler

Onunla ilk tanıştığımda turuncu ve sarının farklı tonlarındaki yapraklarla örtülü kaldırımın üzerinde bir su şişesi kapağıyla oynuyordu. Minik patileriyle mavi kapağı önce yuvarlıyor, sonra kabarmış tüyleri, geriye yatırdığı kulaklarıyla heyecan içinde peşinden koşuyordu. Eğlenmenin yanı sıra büyük bir ciddiyetle defalarca tekrarladığı uğraşını izlemek pek keyifliydi. 

Akşam iş dönüşü, rüzgâr beklenen yağmurun ıslak kokusunu etrafa dağıtırken, ona marketten aldığım küçük bir ikramı verdim.

Hafifçe kıstığı gözleri, havaya dikilmiş kuyruğundan memnun olduğu belliydi ancak pek de minnettar görünmüyordu. Yağlı ton balığını sivri dişleri ve pembe diliyle mideye indirdikten sonra siyah çizgili, gri başını hafifçe okşamama izin verdi.

Aynı olay ertesi gün de yaşandı ve sonraki, ondan sonraki gün de. Aramızda sessiz bir anlaşma oluşmuş gibiydi. Ben, sadık bir hizmetçi gibi her gün ikramımı sunuyordum, o ise önüne koyduklarımı bitirdikten sonra lütfunun nişanesi olarak sırtındaki yumuşak tüyleri birkaç kez okşamama izin veriyordu. Ardından bir inşaattan kalma tahta parçalarından oluşan ufak köşesine çekiliyor, ben de evime yollanıyordum.

Ancak, ikinci haftanın sonunda aramızdaki anlaşma bambaşka bir şekil aldı. Bulutların günlerdir rüzgârla haberini gönderdikleri yağmuru bardaktan boşanırcasına akıttıkları bir geceydi. Sıcak, acı kahvemle koltuğa gömülmüşken, kapının önünden, cama çarpan damlaların sesini bastıran, acıklı ve talepkâr bir miyavlama duydum.

Hole gidip karşılamadan önce de misafirimin kim olduğunu biliyordum. Kapıdaki uşağı eşliğinde evine giren bir hanımefendi edasıyla, parkelerde minik su izleri bırakarak koridorda ilerledi. Kaloriferin yanına yerleştirdiğim minderde on dakika kadar ısındıktan sonra yatağımdaki mavi yorganın üzerine geçmeyi tercih etti.

Ertesi gün, onun için aldığım mama kaplarını, oyuncakları ve kumu memnuniyetle kullandı. Büyük bir zarafet ve kurumla dolaştığı evin içinde vaktinin çoğunu kaloriferin üzerinde, camın ardındaki gürültülü şehri izleyerek geçirdi.

İlerleyen günlerde keyifli bir gezintiye çıkmak ya da kapının önüne kurulmak gafletinde bulunan kedileri pataklamak amacıyla ara ara çıksa da daima geri döndü. Büyük bir cömertlik örneği göstererek yaşadığı evi onunla paylaşmama izin verdi.

Zorlu veteriner yolculuklarına, tırnak kesimlerindeki isyanlara rağmen yanımdan ayrılmamasına bakılırsa hizmetimden hoşnut kaldığını düşünüyorum.

Ona “Kiara” diye seslendiğimde yeşil gözlerini kısıp kulaklarını hafifçe oynatıyor. Başına elimi götürdüğümde bazen sessizce kabullenip bazen itiraz dolu sesler çıkarıyor. Çoğu kez, büyük ve tüysüz konuğunun anlamsız telaşlarını, yersiz gevezeliklerini bir hanımefendinin ince olgunluğuyla görmezden geliyor.

Leave a Reply